2 Mart 2010 Salı

Glasgow yine Kraliçe'ye sadık...



1840larda İrlandalılar kıtlıktan kaçmak için karşı kıyıya geçtiğinden beri Glasgow şehri Katoliklerle Protestanlar arasında paylaşılamıyor. Şehrin, arasında yarım saatlik yürüme mesafesi olan, Doğu ve Batı yakasından ilki fahri Vatikan ve İrlanda konsolosluğu gibi dururken, diğeri 8. Henry'e selam edip, Kraliçe'nin sadık tebaası olarak hayatına devam ediyor, düşman renklerin semt publarına girişini yasaklayarak. Dünyadaki çoğu çatışma gibi bir soyut ve evrensel iddiaların çatışmasına (burada mezhep), Katoliklerin, Protestanlara göre fakirliği; İskoç ve İrlanda bağımsızlığı ile Birleşik Krallığa sadakat kavgası da girince içinden çıkılmaz bir hal alan bu işi çözmek 1888den beri kavgalı gürültülü bir şekilde futbola kalıyor. Senede en az 4 kere Glasgow İrlandalıların mı Britanyalıların mı kavgası yeşil sahada çözüm arıyor. 3 sene üstüste şampiyonluk sözünün en kolay verildiği liglerden biri olan İskoç Ligi'nde, Kıbrıs görüşmelerinden hallice olan bu maçların 3.sü geçtiğimiz pazar günü oynandı ve Glasgow tıpkı geçen seneki gibi Britanya bayrağının mavisini seçerek, Kraliçe'ye selam durmaya devam etti.

Derbiden bir hafta önce Rangers kalecisi Allan Mcgregor, Celtic'li Cillian Sheridan'ın doğumgünü partisinden dönerken Glasgow'luların kafa atamaya gururla taktıkları adıyla "Glasgow Öpücüğü"yle saldırıya uğramıştı. Sanırız Türkiye'nin meşhur "Futbolcular saha dışında çok yakın arkadaş ama taraftarlar geriyor maçları" geyiğini İskoçya'ya ihraç etmemiz faydalı olacaktır. 

Son dakikada oynaması kesinleşen McGregor'un sahada yer aldığı maç aslında oldukça dengeli başlamıştı. Ta ki bizim dünya derbisinde futbolcuların yakın arkadaşlığını  Semih ve Arda geçen sene nasıl gösterdiyse , Celtic kaptanı Scott Brown'la Rangerslı Kyle Lafferty de aynı sıcaklıkla birbirine yaklaşıp, dostça birbirlerinin gazını almak için itişip kakışana kadar. Aslında biraz "lan n'oluyo burada" dengesizliğiyle kafasını sağa sola sallarken Lafferty'e çarpmış gibi gözükse de pozisyonda  kabak Brown'a patladı ve o dakikadan sonra 10 kişi kalan Celtic, maçı Rangers'ın kontrolüne verdi. Maç da derbilerdeki, farklı galibiyetler hariç, en keyifli, meditatif ve orgazmik galibiyet cinsi olan bir son dakika golüyle Rangers'ın oldu. Şu bir gerçek ki Celtic bu yenilgiyle artık lige havlu atmış durumda, hatta 2005-2006 yılından beri ilk kez bir başka takım Celtic - Rangers ikilisi yerine ilk ikiden birine yerleşebilir. Glasgow'un İrlanda'yla bağlanması için bu seneki tek şans kupada rakipleriyle oynayıp yenmek artık. Aksi takdirde Rangerslıların, Celticlilerle atışırken sorduğu "Glasgow, İrlanda'nın neresinde?" sorusuna şehri her galibiyet sonrası bolca yeşil-beyaza ve biraz da turuncuya boyayarak "İrlanda, Glasgow'un ortasında" diyen Celticliler bu sene de sadece boyunlarını eğerek veya sağlam bir Glasgow öpücüğüyle cevap verecekler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder